Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
ALIŞ | SATIŞ | ||
USD | 37,8559 | 37,9241 | |
EURO | 40,8746 | 40,9482 | |
SÜLEYMANOĞLU
MUTELİF BALCI
Süleymanoğlu akrabasının Memişika koluna mensup Hüseyin oğlu Mutelif Balcı (rahmetullahi aleyh) şanlı ecdadımızın şanlı ve namlı şahsiyetlerinden birisidir. Taksim meydanında bulunan heykelde Atatürk’ün yanı başında yer alan Veysel Balcı gibi savaş meydanlarında nam salmış olan Mutelif Balcı unutulmaya yüz tutmuş kahramanlarımızdan birisidir. Ancak biz torunları olarak kendilerini unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız inşallah. Makamınız ve mekânınız Cennet olsun. Allah gani gani rahmet eylesin.
Bu Cennet Vatanı bizden sonrakilere emanet etmek üzere bizlere emanet eden şanlı ecdadımıza her zaman ve her zeminde minnettarız. Mutelif Balcı; İsmail, Osman, Musa, Hasan ve Akif olmak üzere toplam altı erkek kardeşten birisidir. Doğum tarihleri Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleri olan çalkantılı bir döneme rastlamaları nedeniyle yaşamış oldukları genel durum, önceki yazılarımızla aynı yaşantı olması nedeniyle tekrara düşmeden özel anılarını zikretmekle yetineceğiz.
Mutelif Balcı zamanının getirmiş olduğu yaşam koşullarını neticesinde Çiftçilik ve Hayvancılık ile iştigal ederek yaşamını idame ettirmekte idi. Babası Hüseyin dede köyün ileri gelen kalifiye üstatlarından birisiydi. Ahşap ustalığı yanı sıra taş duvar ustalığı da yapardı. Bu nedenle Mutelif Balcı da çobanlık, çiftçilik işleri yanı sıra hızarcılık da yapmıştır.
Mutelif Balcı çok sevilen, sayılan, toplumda sözü geçen ve dinlenen birisi idi. Bir topluma girdiği zaman daima hürmet görür, itibar edilirdi. Savaş anılarına geçmeden önce Çobanlık anılarından ve köydeki bir anısından birer anekdot sunmak isterim.
O zamanlarda sürüsü olanlar, yaz aylarında sürülerini Yaylaya çıkarır ve birkaç arkadaş birleşerek ortak bir çadır kurar ve sürülerini birlikte güderlerdi. Yine bir yaz mevsiminde Mutelif Balcı kardeşi Hasan, Akif ve amcaoğlu Yakup ile birlikte sürülerini yaylaya çıkarmış ve birlikte çobanlık yapıyorlarmış. Mutelif Balcı’nın köpeği hoşuna gitmeyen bir yaramazlık yapmış. Çoban köpeğinin yapmış olduğu bu yaramazlığa oldukça sinirlenen Mutelif Balcı kardeşleri ve amcaoğlunu uyuttuktan sonra gizlice kalkarak sürülerin yanında yatmakta olan köpeğin yanına giderek köpeği silahla vurmuş. Sabahleyin köpeğin cansız bedeniyle karşılaşan kardeşler hayretler içerisinde, bu işi kim yapmış olduğunu araştırırken Mutelif Balcı suçunu itiraf ederek bir anlık sınırı’ ne yenik düştüğünü kabul etmiş.
Ertesi gün köpeksiz sürüye kurt saldırarak on beş koyun telef olmuş. Mutelif Balcı yapmış olduğuna bir kat daha üzülmüş ancak son pişmanlık fayda vermemiş. Bir sonraki gün yine sürüye kurt saldırmış ve yine on beş, yirmi koyun telef olmuş. Derken konu Mutelif Balcı’nın Babası Hüseyin dedeye intikal etmiş. Hüseyin dede yapılan kabahati cezalandırmak ve daha fazla hayvanın telef olmasını önlemek amacıyla Köhçerli Şamdan Mustafa’ya haber göndererek hayvanlarını satın almasını istemiş. Şamdan Mustafa o kadar parasının olmadığını beyan ederek sürüyü almak istemez, ancak sürüyü satmakta kararlı olan Hüseyin dede; elinde ne kadar para varsa ver, kalanını taksitle ödersin diyerek sürüyü Şamdan Mustafa’ya satmış. Sürüleri elden giden kardeşler bu olaya üzülmüş olsalar da Mutelif Balcı; bilseydim bu işi daha önceden yapardım, ne güzel oldu çobanlıktan kurtulduk diyerek, üzüleceği yerde sevincini beyan etmiştir.
Yine O zamanlarda güçlünün zayıfı ezdiği, eşkıyalığın ve ağalığın kol gezdiği bir zamanda, ağalığı elinde bulunduran güç, her yaz civar köylerden ırgat (eerat) toplayarak karın tokluğuna ahpınlerini (tarla) kazdırırmış. Köyde bulunan patika yollarının bir kolu Mutelif Balcı’nın evinin hemen dibinden geçiyordu. Mutelif Balcı kendi hayat (Balkon)’ında arıcılık zamanı yaklaşması nedeniyle Kurun (Yuvarlak boş kovan) kazıtıyormuş. Ağa; ahpınlerini kazdırmak için silahlı adamlarını köye göndererek ırgat toplamalarını emretmiş. Adamların yolu Mutelif Balcı’nın evinin altından geçtiğinden mecburen oradan geçmek zorunda imişler. Evin altına gelince, Kurun kazıtmakta olan Mutelif Balcı’yı görürler ve ağanın emrini iletirler. Mutelif Balcı’nın ahpın kazmak üzere hazırlanmasını ve dönüşte kendisini alacaklarını söylerler. Mutelif Balcı silahlı adamlara; sizin ağanızın da, sizin de gelmişini geçmişinizi (…..)diyerek elindeki Kurun kazıtacağı ile adamların üzeri doğru hamle yapınca, adamlar Mutelif Balcı’yı böyle bir iş için alamayacaklarını anlayarak, anlaşmak yoluna gitmişler. Bari biz dönünceye kadar balkonda gözükme, götüreceğimiz şahıslarda seni görüp olay çıkarmasın dediler. Mutelif Balcı ağanın adamlarının toplamış oldukları şahıslarla Davut’un evinin üstünden geldiklerini görünce “Şer’e nalet” içeri geçmiş, ikinci bir olayın çıkmasını önlemiştir.
Mutelif Balcı kardeşleri; İsmail, Musa, Osman ve Hasan (Keçeli) ile birlikte seferberliğe katılmıştır. Musa ve Osman Seferberlikte şehit olmuş, İsmail dönüş yolunda sürmene veya Gümüşhane de hastalanarak vefat etmiş ve orada gömülmüştür. Mevlam gani gani rahmet eylesin. (Keçeli) Hasan, yedi kurşun yarası alarak gazı olarak köye ulaşmıştır. Mutelif Balcı ise seferberlik dâhil olmak üzere altı yıl askerlik yapmış, ardından dokuz yıl Yunanistan’a esir kalmıştır.
Merhum Mehmet Akif İstiklal Marşında:
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altında ki binlerce kefensiz yatanı.
Sen Şehit oğlusun, incitme yazıktır, atanı:
Verme, Dünyaları alsan da, bu Cennet Vatanı.
Derken, ecdadın bu toprakları bize vatan yaparken çekmiş oldukları ıstırapları, akıtmış oldukları kanları, vermiş oldukları canları ve yemiş oldukları kurşunları bize hatırlatmaktadır. Bu vatan; yolda bulunmadı, masada kazanılmadı, altın tepside sunulmadı. Tarihimizi Yunanlı “Herodot” tan değil gerçek ecdadımızdan ve gerçek tarihçilerden öğrenmek zorundayız. Seferberlikte köyümüzden en az doksan kışının şehit olduğunu ve yüzlercesinin gazı olduğunu, bir o kadarda esir düştüğünü unutmamalı ve unutturmamalıyız. Gençlerimiz bunu bilmeli ve bu şuurla, bu inançla yetişmelidir. Gençlerimiz: “ Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.” Şuuruyla yetişmelidir.
Mutelif Balcı 1. Ordu komutanlığı kadrosunda görevli bir Askerdi. Gemi ile İzmir’e çıkartma yaparken Yunan askerleri tarafından gemilerine ateş açılmış, çok şükür isabet almamışlardı. Mutelif Balcı Komutanından izin alarak Düşman Gemisine “Ya Allah, Ya Bismillah” diyerek atmış olduğu top mermisini isabet ettirmiş ve düşman gemisini Egenin serin sularına, ebedi Cehennemine yolcu etmiştir. Bu cesaretle yine komutanından izinle ikinci düşman gemisine de ateş etmiş, ona da ciddi yara vererek oradan uzaklaşmasını sağlamıştır.
Mutelif Balcı savaşın seyrine göre komutanında almış olduğu bir emirle düşman gemilerine “sızma” yapmak üzere bir arkadaşı ile birlikte bir “Kayık” veya bir “Taka” ile birlikte yola çıkar, gecenin karanlığında tam hedefe yaklaşırken düşman askerlerince fark edilip yaylım ateşine maruz kalırlar. Mutelif Balcı arkadaşı ile birlikte son çare denize atlarlar ve yüzerek oradan uzaklaşırlar. Gecenin karanlığı, suların serinliği ve görevi ikmal edememenin mahcubiyeti ile deniz ortasında kulaç atarken kendilerince İzmir sahillerine doğru kulaç attıklarını zannederken Yunan sahillerine çıkıverirler. Ağırlık yapmaması için, üzerlerinde bulunan elbiselerini dahi çıkartmak zorunda kalırlar. Donları dahi üzerlerinden sıyrılarak çıktığından, çırılçıplak olarak sahile varır ve yorgunluktan bir müddet yatarlar.
Uyanıp kendilerine gelince nerede olduklarını keşif amacıyla sağa sola bakarken bir Yunan bayan tarafından fark edilirler. Yunan bayan derhal askeriyeye haber vererek Mutelif Balcı ve arkadaşı esir olarak tutuklanırlar. Önceleri tek kişilik hücrelere konan Mütelif Balcı ve arkadaşı çok ağır işkencelere tabı tutularak Askerimiz hakkında bilgi almaya çalışan düşman askerleri çabalarında başarısız olurlar. Türk askeri bu! “Ser verir, sır vermez.” Nihayetinde dokuz yıl hapislerde kalır. Dokuz yıl sonra Yunanistan ile yapılan mübadele neticesinde esaretten kurtularak vatanına dönüş yapmıştır.
Mutelif Balcı’nın diğer kardeşleri İsmail, Osman, Musa şehit olmuş, Hasan ise gazı olarak geri dönmüştür. Mutelif Balcı’nın kendisinden de bir haber alınamaması nedeniyle şehit olarak telakki edilerek, gelinceye kadar akıbeti hakkında bir bilgi alınamamıştır. Bu nedenle en küçük kardeşleri olan Akif Balcı askere gönderilmemiştir.
Dokuz yıl üzerine köyüne ulaşan Mutelif Balcı için imkânlar doğrultusunda çeşitli kutlamalar yapılmış, kurbanlar kesilmiş, Kur’an okutulmuş ve bol miktarda mermiler atılmıştır. 45-50 yaşlarına gelmiş olan Mutelif Balcı Mahmut kızı Elmas (Anne tarafından dedem Süleyman’ın kız kardeşi) ile evlendirilmiş, İsmail ve Fadime adında iki çocuğu olmuştur.
Mutelif Balcı kardeşi Akif Balcı’nın askere alınmaması için (o zamanın parası) 50 sarı lira para ödeyerek askerlikten muafiyetini sağlamıştır. Mutelif Balcı hızarcılık hususunda iyi bir “Kol” arkadaşı olduğundan bir grup arkadaşı ile birlikte hızar biçmek üzere Samsun’a hızar biçmeye gitmiştir.
Kendilerini; rahmetle, hürmetle ve minnetle anıyor, Allah’a emanet ediyorum. Din-u Devlet Payidar, arzu millet bahtiyar olması için; dişiyle, tırnağıyla, canıyla, malıyla, elindeki ekmeğiyle, her ne şekilde olursa olsun bu Vatana hizmet edip darı bekaya irtihal eden tüm ecdadımızla, Havz’ı Kevser’de buluşup kucaklaşmak ve ellerinden öpmek umuduyla, bize bu Cennet Vatanı yurt yapan tüm gazi ve şehitlerimize Rabbimden gani gani rahmet niyaz ediyorum. Ruhları şad Makamları Cennet olsun İnşallah.